Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü kuruluşunun üzerinden çok kısa bir zaman geçmiş olmasına rağmen Türkiye’nin en büyük lisansüstü eğitim kurumları arasında yer alıyor. 23 anabilim dalında eğitim ve öğretimin sunulduğu Enstitü’de 102 programda 4500 civarında öğrenci öğrenim görüyor.

Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü “Milletimizin geçmişten getirdiği birikim ve gücünden yararlanarak geleceğin müreffeh Türkiye’sinin inşasında etkin roller alabilecek, Üniversitemizin adını gururla taşıdığı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği “fikri hür, vicdanı hür”,  vatan ve insan aşkıyla dolu, millî ve evrensel değerleri özümseyerek onları geliştirme yeterliliğinde olan, çağdaş düşünceli bireylere sahip olabilmek amacıyla ülkemiz ve dışında öncü eğitimcilerin yetiştirilmesini kendine görev edinme” misyonu ve “Hakkıyla yerine getirmeye kararlı olduğu görevi doğrultusunda,  özünde birey yetiştirme gibi biricik hedef taşıyan bütün faaliyetlerinde; en ileri bilimsel çalışma ve teknoloji olanaklarından yararlanarak, özgün, yaratıcı, aydın ve insanlığı ileriye götürücü araştırmaların gerçekleştirildiği, ulusal ve uluslararası anlamda önderlik edebilecek bir enstitü olma” vizyonu ile hizmet vermektedir.

Eğitim Bilimleri Enstitüsü hakkında genel bilgi verir misiniz?

Eğitim Bilimleri Enstitüsü bilimin önderliğine inanmış, üretici fikri, özgün düşünceyi, bilgiye ulaşmayı, paylaşmayı ve üretmeyi kendisine ilke edinmiş bir kurumdur. Özgür düşünceyi, şeffaf, etik, adil bir çerçeve içerisinde, toplumda öncülük ederek yaşam boyu eğitim ve gelişme sürecine katkıda bulunmayı görev edinmiştir. 1994 yılında kurulmuş olup, 1997 yılından itibaren hizmet vermeye başlayan Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, kuruluşunun üzerinden çok kısa zaman geçmesine rağmen bugün 23 anabilim dalında 102 programda eğitim-öğretim veren, 4500 civarında öğrencisiyle Türkiye’nin en büyük lisansüstü eğitim kurumlarından biri haline gelmiştir.

Enstitü müdürü olarak göreve başladığınız 08 Ağustos 2012 tarihinden bu yana neler yaptınız? Kısaca bahsedebilir misiniz?

Ben daha önce de aynı enstitüde iki yıl kadar müdür yardımcılığı görevinde bulunduğum için kurumu tanıyor olduğumdan kendimi şanslı sayıyorum. Bu sebeple o dönemde yapmayı planlayıp yapamadıklarımızı da yapma imkanı bulmuş olduk.

Kurumsal yapının oturması, daha demokratik bir yönetim ve Gazi Üniversitesi’nin akademik camiadaki isminin en üste taşınması için bütün süreçlerde bilim dalı akademik kurullarını aktif hale getirdik. Böylece bölümlerde şeffaf bir yapı kurulmasını sağladık.

İlgili anabilim ya da bilim dallarımızda her öğretim üyesinin lisansüstü düzeyde ders verebilmesini sağlamak amacıyla ders çeşitliliği artırılmıştır. Hatta yüksek lisans düzeyinde doktoralı öğretim görevlilerine ders açma imkânı da verilmiştir.

Öğrenci merkezli bir yaklaşım oluşturarak öğrencilerin kendi danışmanını seçme özgürlüğünü getirdik. Öğrencilerin tercihleri ve akademik kurulların onayları ile danışman atama sistemi oluşturduk. Ayrıca bu sürecin yeni yapılan lisansüstü eğitim yönetmeliğinde de yer almasını sağladık.

Öncelikle kâğıt ve insan gücü israfını önlemek amacıyla birçok yazışmayı elektronik ortama aktardık.

Müdür yardımcılarımızla birlikte verimliliği artırmak amacıyla Eylül-Ekim 2012’de enstitümüze bağlı bütün anabilim dallarımızı ziyaret ettik, bütün öğretim elemanlarımızla 22 adet bilgilendirme toplantısı yaptık. Bu toplantılarımıza Nisan ayı itibariyle bilim dalı başkanlıkları düzeyinde devam etmekteyiz.

Bilim İnsanı Yetiştirme Seminerleri çerçevesinde Aralık 2012’de YÖK Üyesi Prof. Dr. Mehmet Şişman tarafından "Türkiye’de ve Dünya’da Yüksek Öğretim" konulu konferans verilmiştir. Prof. Dr. Mehmet Şişman’ın yoğunluğu sebebiyle konferansa katılamaması üzerine konferans Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selahattin Turan tarafından verilmiştir. ÖYP Ofisi’nin tarafımızca üniversitemizde kurulması sağlandıktan sonra bu tür faaliyetlerin yapılması o ofise devredilmiştir.

Enstitümüzün ve bunun sonucu olarak da üniversitemizin yabancı öğrenciler tarafından daha çok tercih edilmesi için temel bilgiler, öğrenci alımları, programlar ve iletişim bilgilerini web sayfamızda İngilizce, Fransızca, Almanca, Arapça olmak üzere 4 dilli yaptık. Rusça ve Çince dillerinde de çalışmalarımız devam etmektedir. Facebook ve twitter gibi sosyal medyada da göreve geldiğimiz ilk gün yerimizi aldık.

Öğrencileri elle form doldurma zahmetinden kurtardık. Formları doldurulabilir bir sistemde tasarlayarak çok daha kurumsal bir yapı ortaya konulmasını sağladık.

Lisansüstü düzeyde eğitimin sorunlarını ele alacak bir Öğretmen Eğitimi (Teacher Education) elektronik dergimizi kurduk. İnşallah ilk sayısı Kasım ayında bilim dünyasının istifadesine sunulacaktır. Değerli hocalarımızın bu alandaki makalelerini bekliyoruz.

Enstitümüz Tez Önerisi Yazım Kılavuzu uzun zamandan beri güncellenmemişti. Dünyadaki en son gelişmeleri dikkate alarak onu güncelledik. Tez yazım kılavuzunun güncellenmesi çalışmaları da devam etmektedir.

Tez önerileri ve tezlerin Ithenticate İntihal Belirleme programına göre taranarak fikir hırsızlığını önleme yoluna gittik.

Yüksek lisans tez önerisi sunacak öğrenciler için “Akademik Yazım Kuralları ve Etik İlkeler” seminerini zorunlu yaptık.

Tez kapaklarında kurumsallaşmayı sağlamak için Fen Bilimleri Enstitüsü’nün katkılarıyla orijinal bir çalışma yapılmış, üniversiteyi temsil edecek şık bir tasarım ile birlikte kapakların arkasına karekod sistemiyle tezin künye bilgileri işlenmiştir.

Üniversitemiz Lisansüstü eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği’nin güncel gelişmelere göre yeniden hazırlanması faaliyetlerine önemli katkıda bulunuldu.

Öğrencilere geçici mezuniyet belgesi yerine diplomaları en geç iki hafta içinde verilmeye başlandı. 

Her hafta yönetim kurulu yapılarak sistemin çok daha hızlı ve dinamik çalışması sağlandı.

Enstitülerin birbirlerinin iyi yönlerini almaları ve üniversite çatısı altında standardizasyonun sağlanması amacıyla enstitü müdürleri arasında aylık koordinasyon toplantısı başlatıldı. Zaman zaman bu toplantılara sayın rektörümüz de iştirak etmişlerdir. Aynı şekilde enstitü müdür yardımcılarımız da ayda bir toplanarak aylık koordinasyon toplantıları yapmaktadırlar.

Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü ile Atatürk Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dalı, Müzik Öğretmenliği Bilim Dalı “Ortak Doktora Programı”, 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü ile Yabancı Diller Eğitimi Anabilim Dalı Fransız Eğitimi ve İngiliz Dili Eğitim Bilim Dalları için “Ortak Yüksek Lisans ve Doktora Programı”, Aksaray Üniversitesi ile İlköğretim Anabilim Dalı, Okul Öncesi Eğitimi Bilim Dalı “Ortak Yüksek Lisans Programı”, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Arap Dili Eğitimi Bilim Dalı “Ortak Doktora Programı” çalışmaları tamamlandı.

Kara Harp Okulu, Ankara Milli Eğitim Müdürlüğü ile Lisansüstü Eğitim Protokolü imzalanmış, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Maliye Bakanlığı ile de imzalanmak üzeredir.

Enstitümüze 2 İlköğretim Matematik, 1 Eğitim Programları, 1 Türk Dili ve Edebiyatı, 1 Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri, 1 Fen Bilgisi Öğretmenliği, 1 İngilizce Öğretmenliği alanlarında toplam 7 araştırma görevlisi alındı.

Eğitim Bilimleri Enstitüsünde yapmayı planladığınız veya gerçekleştirmek istediğiniz projelerinizden bahseder misiniz?

İlk olarak yapmamız gereken Enstitümüzün kurumsallaşması adına gereken bütün adımları atmaktır. Bu temel amaca paralel olarak; 

Uzaktan öğretim programlarının sayısının artırılması,

Öğrenci bilgi sisteminde iyileştirme adına faaliyetler devam etmektedir. Sistemin hem öğrencilerin, hem personelimizin ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte hem de kullanıcı dostu bir ara yüze sahip olması,

Aile danışmanlığı, yükseköğretim, hayat boyu öğrenme alanlarında yüksek lisans programlarının açılması,

2014 yılı Ocak ayında doktora mezuniyet töreni düzenlenmesi de hedeflenmektedir.

Türkiye’de kaç tane Eğitim Bilimleri Enstitüsü vardır. Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsünün diğerlerine göre ne gibi farklılıkları vardır?

Türkiye genelinde, devlet ve özel üniversiteler bünyesinde yaklaşık olarak 35 Eğitim Bilimleri Enstitü vardır. Enstitümüz, enstitüler yerleşkesi içerisinde Fen Bilimleri Enstitüsü ile birlikte üç katlı binada, üç derslikle hizmet vermektedir. Gazi Mahallesinde MEB Ders Aletleri Yapım Merkezinden devralınan yerde yapılacak yeni mekanına kavuşacaktır. O zaman daha ferah bir ortamda ve daha modern dersliklere sahip olarak hocalarımıza ve öğrencilerimize hizmet verecektir.

Enstitümüzün diğerlerinden farklı olan yönlerini ise eğitim bilimleri alanında dünyada bulunan alanların tamamına yakının mevcut olması, öğretim üyesi sayısının dünya standartlarına yakın olması, ülkemizin çok sayıda üniversitesine öğretim elemanını yetiştirmesi, derslerin çeşitliliği şeklinde saymak mümkündür.   

Personeliniz hakkında bilgi verir misiniz?

Eğitim Bilimleri Enstitü binamızda personel olarak toplam 40 kişi görev yapmaktadır. 1 müdür, 2 müdür yardımcısı,  2 uzman ve (3 tanesi 35. md., 5 tanesi 50d, 12 tanesi ÖYP olmak üzere) toplamda 20 tane araştırma görevlisi akademik personel olarak çalışmaktadır. Ayrıca alanlarında saha çalışmalarını yaparak eğitimlerini tam olarak alabilmeleri için ilgili fakültelerde görevlendirilen 71’i ÖYP’li olmak üzere 50 ayrı üniversiteden gelen toplam 133 35. maddeye göre görevli Araştırma Görevlisi bulunmaktadır. İdari personel olarak, 1 Enstitü sekreteri, 13 memur, 1 hizmetli görev yapmaktadır.

 

 

Enstitünüzde yeni başlatılan bir uygulama olan “Akademik Yazım Kuralları ve Etik İlkeler” seminerinin yüksek lisans tez önerisi sunacak öğrenciler için zorunlu hale getirilmesinin faydaları nelerdir?

Bu seminerin faydalarına geçmeden önce tez önerisi yazım kılavuzumuzla ilgili bazı önemli bilgileri arz etmek istiyorum.

Ocak 2013 itibariyle Enstitümüz Tez Önerisi Yazım Kılavuzunu Yrd. Doç. Dr. Vahit BADEMCİ’nin yoğun çalışma ve desteğiyle kapsamlı biçimde yeniden hazırladık. Burada yeri gelmişken Vahit Hocama katkılarından dolayı teşekkürlerimi sunuyorum. Bu kılavuzda, American Psychological Association (APA, 2010) tarafından yayımlanmış Publication Manual of the American Psychological Association adlı çalışma ile American Educational Research Association, American Psychological Association ve National Council on Measurement in Education (AERA, APA ve NCME, 1999) tarafından yayımlanmış Standards for Educational and Psychological Testing adlı çalışmanın son baskıları temel alınmıştır.

Standards for Educational and Psychological Testing (AERA, APA ve NCME, 1999) ya da diğer anılan adıyla 1999 Standartları,  eğitim ve psikolojide testler ya da ölçme araçlarının geliştirilmesinde ve değerlendirilmesinde “otorite” olarak nitelendirilmektedir. Bilim hızlı ilerlemekte ve değişmektedir. Bilimdeki bu ilerleme ve değişim, kendini 1999 Standartları’nda da göstermektedir. Örneğin, 1999 Standartları’nda, ölçmenin temel kavramlarından güvenirlik ve geçerlikle ilgili olarak, “testin geçerliği” veya “testin güvenirliği” ifadelerini kullanmanın doğru olmadığı güçlü biçimde vurgulanmıştır. 1999 Standartları ise, ülkemizde kurumsal olarak ilk defa Enstitümüz tarafından Ocak 2013 tarihinde yayımlanan Tez Önerisi Yazım Kılavuzumuzda yer bulmuştur. Ocak 2013 tarihli Kılavuzumuzda, ülkemizde kurumsal olarak yine ilk defa,  Standards for Educational and Psychological Testing (AERA, APA ve NCME, 1999) ile Publication Manual of the American Psychological Association (APA, 2010) adlı çalışmaların son sürümleri birlikte kullanılmıştır. Sadece bu örneklerden de görüleceği üzere, Enstitümüz eğitim alanındaki bilimsel ve çağdaş gelişmeleri yakından takip etmekte, bilimdeki ilerlemelere yönelik öncü görev üstlenmektedir ve üstlenmeyi sürdürmekte de kararlıdır. Ocak 2013 Kılavuzumuz, tespit ettiğimiz kadarıyla ülkemizde şu an üç üniversite tarafından esas alınmıştır. 

Ayrıca, bazı öğrencilerimizden gelen talep üzerine, Enstitümüz ders programı içinde yine ilk defa ve 2012-2013 Bahar Yarıyılında olmak üzere çok kapsamlı ve yoğun bir içerikle  “Nitel Araştırma Yöntemleri” dersi açılmış ve ilgili derse, programımızda yer verilmiştir.

“Akademik Yazım Kuralları ve Etik İlkeler” seminerine gelince,  Enstitümüz Yönetim Kurulunun Ocak ayında aldığı kararlarla zorunlu hâle gelmiştir ve o günden bu güne dokuz seminer verilmiş, 210 öğrenci bu seminerlerden istifade etmiştir. Seminerlere Enstitü Müdürü veya Müdür Yardımcılarından biri katılıp öğrencilerin sorularına da cevap vermeye çalışmıştır.

Seminere katılacak öğrenciler, katılmak istedikleri tarihleri bir ay öncesinden İnternet sayfasında ilan edilen elektronik formlar aracılığıyla Enstitümüze bildirmekte, talep yoğunluğuna göre kimi zaman küçük gruplarla Enstitümüz binasında, kimi zaman da Gazi Eğitim Fakültesi F Blok Konferans Salonunda bilgi alış verişi gerçekleştirilmektedir.

Akademik Yazım Kuralları ve Etik İlkeler seminerleri vasıtasıyla öğrencilere güncel eğitim bilimleri araştırmalarında benimsenen metodoloji ile ilgili farkındalık oluşturulmaya çalışıldığı gibi, temel akademik yazım kurallarını içeren bilgilendirmeler de yapılmaktadır.  Aynı zamanda bilimsel araştırmalarda benimsenmesi gereken etik ilkelerin de gündeme getirildiği, etik dışı davranışların sakıncalarının açıklandığı bu seminerler, araştırma hayatının başında olan bilim adamı adayları için kaçırmamaları gereken bir mihmandarlık faaliyetine dönüşmektedir.

Tez önerisinin bölümleri, APA 6 vb. bilimsel yazım esasları, etik ilkeler, intihal belirleme programlarının (Ithenticate vb.) ele alındığı bu seminerler vesilesiyle öğrencilerle yüz yüze görüşme, onların isteklerini doğrudan öğrenme imkânı da böylece bir kere daha yakalanmaktadır.

On birincisi 16/07/2013 tarihinde düzenlenecek olan bu seminere, Enstitümüz bünyesinde öğrenim gören yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin yanı sıra konuya ilgi duyan herkesin katılması mümkündür.

 

 

Öğretim üyesi yetiştirme sürecindeki rol ve sorumluluklarınızı değerlendirir misiniz?

Gazi Üniversitesinin tarihsel ve kurumsal olarak öğretim üyesi yetiştirme konusunda önemli bir misyonu vardır. Özellikle üniversitemizin 1926’dan bu yana Orta Muallim Mektebi ile başlayan öğretmen yetiştirme misyonu ve sonraki süreçte kurumsal üniversite yapısı ile lisansüstü eğitim birikim ve deneyimi, öğretim üyesi yetiştirmeye yönelik olarak gelişmiştir. Bu bağlamda Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Türkiye’de kurulan ilk eğitim bilimleri enstitülerinden birisi olması dolayısıyla eğitim bilimleri, öğretmenlik alan eğitimi disiplinlerinde verdiği lisansüstü eğitimle, özellikle bütün alanlarda var olan doktora programları ile öğretim üyesi yetiştirme konusunda önemli bir misyon üstlenmiştir. Bu tarihsel misyon beraberinde akademik nitelik bakımından önemli sorumlulukları da beraberinde getirmektedir.

Doktora programlarınızın güçlü yönlerini nasıl tanımlarsınız?

Bunları şu başlıklar halinde sıralamak mümkündür:

-       Kurumsal yapı,

-       Tarihsel tecrübe, birikim,

-       Öğretim üyesi sayısı ve niteliği,

-       Programlara olan yoğun talep doğrultusunda her bakımdan nitelikli öğrencilerin seçilmesi,

-       Farklı üniversitelerden gelen öğrenci çeşitliliği,

-       Eğitim bilimleri alanında ÖYP kapsamında olan Araştırma Görevlilerinin enstitümüzü tercihi,

-       Program çeşitliliği, şu an itibariyle 102 programımız mevcut,

-       Program süreci,

-       Araştırma için kütüphane, internet vb. imkanları,

-       Ders, yeterlik, tez süreçlerinin idari boyutta sistematik, sorunsuz işleyişi,

-       Diğer üniversiteler ve kurumlarla yapılan işbirlikleri, protokollere dayalı ortak çalışmalar.

 

Doktora programlarınızın zayıf yönlerini nasıl tanımlıyorsunuz?

Enstitümüzün en temel sorunu fiziki yapı, mekan ve bu çerçevedeki alt yapı sorunudur. Bu sorun doğrudan doktora programlarının akademik niteliği ile ilgili olmasa da belirleyici bir problemdir. Sorunun çözümü için üniversitemiz yönetimi gerekli çalışmaları yapmaktadır.  Bunun dışında doktora programlarımızla ilgili zayıf yönleri şunlardır:

-      Uluslararası ilişkilere dayalı program, proje vb. çalışmaların yetersizliği,

-      Doktora düzeyinde yurtdışı eğitim, araştırma vb. çalışmalar için uluslar arası ilişkilerin yetersizliği ve maddi kaynak sorunu,

-      Belirli seviyede olsa da yeterli olmayan be belli ülkelerde yoğunlaşmış yabancı öğrenci sayısı.

Bu sorunların çözümü için öğrenci değişim programlarını aktif kullanmak için gerekli çalışmaları yapıyoruz. Tatmin edici düzeyde olmasa da yurtiçi ve yurtdışı öğrenci değişim programlarını etkinleştirmeye çalışıyoruz. Bu bağlamda Dış ilişkiler Ofisi ile sıkı bir ilişki içerisinde hem Mevlana, hem Erasmus hem de diğer uluslararası programlardaki faaliyet sayısının artırılması için yoğun bir gayret göstermektedir.

Ayrıca daha kaliteli ve geniş skalada öğrencilerin gelmesi için web sitemizi dört dilli hale getirdik. Bunun dışında başka dillerde yayın yapmak için de çalışmalar devam etmektedir.

 

 

Enstitünüz bünyesinde gerçekleştirilen bilimsel faaliyetlerin bilim dünyası ve toplumla paylaşılması açısından neler yapmaktasınız?

Enstitümüzün web sayfasından ve sosyal paylaşım sitelerinden twitter ve facebooktan faaliyetlerimiz anında paylaşılmaktadır. Öte yandan üniversitemizde görev yapan akademisyenlere de elektronik posta olarakbildirilmektedir.Yerel basınla paylaşmak içinde Rektörlük Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğine bildirilmektedir.  Ayrıca Öğretmen Eğitimi adında Kasım ayında ilk sayısı çıkacak e-dergimizle de bilimsel çalışmalar paylaşılacaktır.

Doktora eğitiminin temel yönetsel sorunlarını öğrenci, öğretim elemanı yönetim açısından değerlendirebilir misiniz?

Enstitümüz bağlamında doktora eğitiminin öğrenci ya da öğretim elemanı anlamında bize doğrudan yansıyan yönetsel sorunu bulunmamaktadır. Öğrenci ve öğretim elemanları açısından sürecin akademik ve idari anlamda hızlı ve sorunsuz yürümesi için gerekli tedbirler alınmaktadır. Yükseköğretim sisteminden kaynaklı genel sorunlar, mevzuat, mekan-teçhizat vb. sorunlar enstitü yönetimimizin imkanları ölçüsünde çözülmeye çalışılmaktadır.

Eklemek istediğiniz bir husus var mı?

Başta Rektörümüz Prof. Dr. Süleyman BÜYÜKBERBER hocamıza her türlü faaliyetlerimizde bize destek oldukları için şükranlarımı arz ederim. Eğitim-öğretimden sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim USLAN hocamıza faaliyetlerimizde sürekli olarak teşvik edici tavrından dolayı teşekkürü bir borç bilirim. Enstitümüz faaliyet alanında bizlere yardımcı olan bütün dekanlarımıza, anabilim ve bilim dalı başkanlarımıza, bütün öğretim elemanlarımıza katkılarından dolayı şükranlarımı sunarım. Asıl teşekkürü de bu 11 aylık süre içerisinde bir takım ruhuyla çalıştığımız değerli yardımcılarım Yrd. Doç. Dr. Hakan ŞANDIR ve Yrd. Doç. Dr. Beyhan ZABUN ile enstitümüzde özveriyle görev yapan personelimize ediyorum.

Enstitümüzü ve faaliyetlerimizi tanıtma fırsatı verdiğiniz için sizlere teşekkür ederim.