Dekan Prof. Dr. İlkay Erdoğan Orhan: “50 Yıllık Kurumsal Geçmişimizle En Köklü, En Donanımlı Eczacılık Fakültelerinden Biriyiz”
03 Nisan 2019 10:21

Eczacılık Yüksekokulu olarak 1968 yılında faaliyete başlayan Eczacılık Fakültesi Türkiye’nin en köklü geçmişe sahip eczacılık fakülteleri arasında yer alıyor. Bilimsel ve teknolojik bilgilerle donanmış, alanında uzman eczacılar yetiştirme amacını taşıyan Üniversitemiz Eczacılık Fakültesi, Türkiye’deki diğer eczacılık fakülteleri arasında puan sıralamasında ön sıralarda yer alıyor. Fakülte Dekanı Prof. Dr. İlkay Erdoğan Orhan, aynı zamanda Türkiye’de bünyesinde en yüksek sayıda araştırma laboratuvarı ve öğrenci laboratuvarı bulunduran Eczacılık Fakültesinin yanı sıra eczacılıkla ilgili olarak  Gazi Haberin sorularını yanıtladı.

 

 

Bildiğiniz gibi üniversitemiz araştırma üniversitesi olarak seçildi. Kurum olarak orta vadede lisansüstü eğitimlere daha fazla ağırlık verilmesi planlanıyor. Bu süreçte Eczacılık Fakültesi nasıl bir yol haritası izleyecek?

Şu anda Eczacılık Fakültesinde 12 lisansüstü program yürütülmektedir. Ayrıca Sağlık Bakanlığına bağlı Klinik Eczacılık ve Fitofarmasi olmak üzere 2 eczacılıkta uzmanlık programı da 2018’den bu yana başarıyla devam etmektedir.

Araştırma üniversitesi olmamız hasebiyle, Eczacılık Fakültesi güdümünde olmak üzere multidisipliner bir program olarak “Spor Eczacılığı” Tezsiz Yüksek Lisans Programını hazırladık ve Sağlık Bilimleri Enstitümüze önerdik. Eczacılık Fakültesi güdümünde Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Spor Bilimleri Fakültesi ile bazı spor hekimlerinin dahil olduğu çok disiplinli bir alan olarak önerdiğimiz bu program, Senatomuz ve sonrasında YÖK tarafından da onaylanması halinde Türkiye’de ve dünyada bu alandaki ilk lisansüstü program olacak. Spor Eczacılığının yanı sıra, Adli Eczacılık ve Farmakoekonomi yüksek lisans programlarını da açmayı hedefliyoruz. Çalışmalara başladık.

Ayrıca YÖK 100/2000 bursu verilen tematik alanlarda en fazla doktora öğrencisi alan fakültelerin başında geliyoruz. Bu sayıyı da artırmayı hedefliyoruz.

Fakültemiz 2021 yılına kadar ulusal akreditasyona sahip Türkiye’deki on fakülteden biri. Bu akreditasyon Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesine ne gibi avantajlar sağlıyor?

Fakültemiz YÖK tarafından tanınan Eczacılık Akreditasyonu Derneği (ECZAKDER) tarafından 2011-2016 arasında ilk defa tam akredite olmuş, tam akreditasyonu 2016’dan itibaren ikinci kere uzatılmıştır. Akreditasyona hazırlık aşamasında Fakültemizde yaptığımız çalışmalar ile pek çok eksiğimizi tamamladık. Örneğin öğrenci, öğretim elemanları ve idari personel ile ilgili anketleri başlattık. Paydaşlarımızdan (Türk Eczacıları Birliği, Ankara Eczacı Odası, İlaç Endüstrisi İşverenleri Sendikası, vs) geri bildirim almaya başladık. Mezunlarımızla bağlarımızı güçlendirmeye yönelik adımlar attık. Yine eksikliğimiz olarak görülen Eğiticilerin Eğitimi Sertifika Programı açarak 92 öğretim elemanımızın bu sertifikayı almasını sağladık. Staj usul ve esaslarımızı yeniden düzenledik ve öğrenci temsilcilerimizi ve serbest eczacıları da komisyona dahil ettik. Staj değerlendirmelerimizin yöntemini değiştirdik. Fakültemiz öğretim elemanlarımıza online olarak gönderilen E-Gazi Farma Bülteni çıkarmaya başladık. Lisans öğrencilerimize önceden sadece araştırma görevlilerini danışman olarak atarken, bu görevi öğretim üyelerimize de dağıttık.

Sonuç olarak tam akreditasyon ile Fakültemiz hem akademik hem de idari alanda kendisini güncellemiştir. ECZAKDER eksiklerimizi tarafsız bir dernek olarak göstermiş ve tamamlamak için bize bir motivasyon sağlamıştır. Geri bildirim çalışmalarımıza hız kazandırmıştır. Öğrencilerimize Fakülte Kurul ve Komisyonlarında daha çok temsiliyet kazandırmıştır. Eczacılık fakültelerinin ortak sorunu olan stajlar konusunda yol göstermiş ve daha yenilikçi bir yönerge hazırlamamıza vesile olmuştur. Eczacılık eğitiminde hasta-odaklı eğitimin bir parçası olan Klinik Eczacılık dalını Fakültemizde geliştirmeye yardımcı olmuştur. Fitofarmasi alanında bilim dalını kuran ilk eczacılık fakültesi olarak bu alanın akademik anlamda gelişmesinde liderlik etmiştir. Bu süreçte öğretim elemanlarımızın hepsi “eğiticilerin eğitimi sertifikası” almıştır. Fakültemizin potansiyelinin bir kez daha farkına varılmıştır.

 

 

Ben eczacılık mesleğini yapmak isteyen bir öğrenci olsam Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesini tercihlerimde neden en üst sıralara yazmalıyım?

Bu konuda söylenebilecek çok şey var. Çünkü 50 yıllık kurumsal geçmişiyle en köklü, en donanımlı eczacılık fakültelerinin başında gelmektedir. Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi fiziki (açık ve kapalı) alan itibarıyla 25.000 metrekareye yayılmış Türkiye’nin en büyük eczacılık fakültesidir. Müfredatının yüzde 60’ı laboratuvar pratiğine dayanan eczacılık eğitiminin temel fiziki unsuru olan öğrenci laboratuvar sayımız (10 adet) ile şu anda lider durumdayız. Öğrencimize yatırım yapan bir fakülteyiz. Zira geçen sene dünyada da, Türkiye’de de eğitim amacıyla bir eczacılık fakültesinde ilk defa kurulan Robotik Üniteli Simülasyon Eczanesine sahip tek fakülteyiz. Ayrıca 2017’de hizmete açılan müze eczanemiz de bulunmaktadır. Fakültemizde gayet modern bir kitaplık ve okuma salonunu yine geçen sene hizmete açtık. Öğrencilerimiz için gayet yeterli bir bilgisayar salonumuz da var. Kantin ve bahçe imkanlarımız son derece yeterli. 300 kişilik son derece modern bir yemekhanemiz de mevcut.

Ayrıca çok iyi ve donanımlı bir akademik kadroya sahibiz. Avrupa akreditasyonuna uygun inşa edilmiş 26 adet araştırma laboratuvarımız mevcuttur ki; bu sayıda da Türkiye’deki eczacılık fakülteleri arasında lider durumdayız. Çok proje alan ve çok yayın üreten bir fakülteyiz. Örneğin 42 eczacılık programı arasında, en çok SCI yayın yapan ve atıf alan ikinci sıradaki fakülteyiz. Yine fakülte olarak 20’den fazla patente sahibiz.

Araştırmada olduğu gibi lisansüstü eğitimde de iddialıyız. Örneğin Endüstri Eczacılığı Yüksek Lisans Programımız Türkiye’de tektir. Yine fitoterapi alanında marka olmuş bir fakülteyiz. 2001’den bu yana tezli ve tezsiz Fitoterapi programlarımız aracılığıyla çok sayıda hekim ve eczacı mezun ettik. Fitofarmasi bilim dalına sahip şu anda tek eczacılık fakültesiyiz.

Fakültemizin ne kadar iyi bir eğitim verdiğini, 2017 yılında ilk defa yapılan Eczacılıkta Uzmanlık Sınavı (EUS) sonuçlarında gördük. Zira 800’den fazla eczacılık mezununun girdiği bu sınavda ilk 23 kişi kontenjanlara girebildi ve Türkiye birincisi ile üçüncüsü Fakültemiz mezunları oldu. Ayrıca toplamda ilk 23 kişiden 6’sı da Fakültemizin mezunlarıydı. Böylece Fakültemizin eğitiminin ne kadar üst düzey olduğu ÖSYM tarafından gerçekleştirilen EUS sonuçlarıyla tescillenmiş oldu.

2018 yılında, yani Fakültemizin 50. kuruluş yılında Türk Eczacıları Birliği tarafından eczacılık bilimine ve mesleğine katkılarımızdan dolayı özel ödüle layık görülmüştür ve yine kurumsal başarısı nedeniyle sektörümüzün oscarı olarak nitelendirilen 2018’de Fakültemizde Altın Havan Ödülü verilerek, yılın eczacılık fakültesi seçilmiştir. Böylece aynı yılda kurumsal başarısı nedeniyle iki ödüle aynı anda layık görülen tek eczacılık fakültesi de olmuştur.

Lisans ve lisansüstü eğitimi ile fark yaratan, araştırmada lider olan, fiziki mekân koşullarıyla diğer fakültelerden açık ara önde olan ve Türkiye’nin başkentinin göbeğinde bir şehir üniversitesi olan Gazi Üniversitesinin bünyesindeki Eczacılık Fakültemizi ilk sırada tercih etmek, yapılacak en mantıklı tercihtir diye düşünüyorum.

Fakültenizin konferans salonunun yenilenmesi mezunlarınız ve akademisyenlerin bağışlarıyla gerçekleşti. Mezunlarınızın fakülteleriyle güçlü bağları olduğunu söyleyebilir miyiz?

Mezunlarımız ile bağlarımız Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Mezunlar Derneği aracılığıyla uzun zamandır sürdürülüyor. Ancak etkinlikler anlamında pek faaliyet yapılmıyordu. Biz geçen sene Fakültemizin 50. kuruluş yılı etkinlikleri kapsamında 12 Mayıs’ta mezunlarımızla bir araya geldik. Emekli hocalarımız, yurtiçinden ve hatta yurtdışından pek çok mezunumuzun katılımıyla oldukça coşkulu ve duygusal bir gün yaşadık. Anılar tazelendi. Fakültemizin son durumunu görme imkânı bulan mezunlarımız çok mutlu oldu. Bu arada birçok mezunumuzun bilgilerini alıp, derneğe kayıtlarını yaptık. Şu anda e-posta ile 1000’den fazla mezunumuza ulaşabiliyoruz. Konferans salonumuzu yenilemeye karar verdiğimizde, üniversite bütçemize yük olmadan bu işi nasıl yaparız diye düşündük. Zaten diğer yatırımlarımızı da genellikle sponsorlukla yaptık ve üniversitemize pek yük getirmedik. Bu bağlamda, konferans salonumuzun yenilenmesi için mezunlarımızla iletişime geçme fikri ortaya çıktı ve kısa bir sürede tadilat için gereken miktarı bağış şeklinde toplayarak toparladık ve mezunlarımızın desteğiyle 2018’de törenle açtık. Bu arada Fakültemizin ve dolayısıyla Üniversitemizin adını duyuran güzel işlere imza atan ve eczacılık bilimine ve mesleğine kayda değer katkıda bulunan mezunlarımıza verilmek üzere Fakülte Kurulumuz ile karar aldık ve “Fark Yaratan Mezun” ödülü vermeye başladık. Bundan sonra her sene bu ödülü vereceğiz ve fark yaratan mezunlarımızı duyuracağız.

 

Eskiden doktora gitmeden doğrudan eczacıdan daha doğrusu bir eczacı kalfasından ‘şuram ağrıyor’, ‘buram ağrıyor’ diye rastgele ilaç alma alışkanlığımız vardı. Günümüzde bu bilinçsiz davranış giderek azalıyor belki ama sizce bilinçli ilaç tüketimi konusunda toplumsal açıdan ne durumdayız?

Bilinçli ilaç tüketimi konusunda oldukça cahil bir toplumuz diyebilirim. Bizde herkesin buzdolabı küçük bir eczane, herkes de bir parça eczacı ve doktordur maalesef. Eş-dost tavsiyesi ile ilaç kullanımı da halk arasında son derece yaygın. Zaten antibiyotik tüketiminde Avrupa’da ilk sıradayız ama Sağlık Bakanlığımızın üstün çabaları ve Türk Eczacıları Birliği ile Eczacı Odalarının da desteği ile şu anda antibiyotik reçetelenmesi kayda değer oranda azaldı. Bir kez daha vurgulayalım ki; ilaç alırken mutlaka hekime ve eczacıya danışılması gerekiyor. Özellikle bitkisel ilaçları veya gıda takviyelerini kullanmadan önce eczacı veya hekime muhakkak sorulmalı ve bu ürünler sadece en güvenli satış noktaları olan eczanelerden alınmalı. Aktar tavsiyesi ile kullanılmamalı. Zira bitkisel ürünler ve fitoterapi konusunda en donanımlı eğitimi alan tek meslek grubu eczacılardır. 

 

 

Üzerinde ‘reçete ile satılır’ yazısı olmasına rağmen bazı ilaçlar reçetesiz alınabiliyor. Bunun için neler söylersiniz?

Aslında şu anda reçeteli ürünleri reçetesiz satmak yasak ve sıkı denetim uygulanıyor. Tek tük istisnaları olsa da meslektaşlarımızın pek çoğu bu hususa titizlikle uyarak hareket ediyor.

Ülkemizde öğrenci alan 37 eczacılık fakültesi bulunuyor. Gelecekte bu kadar eczacıya ihtiyaç olacak mı? Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesinin kontenjan sayısı sizce yeterli midir, yoksa fazla mıdır?

Şu anda 2023’e projeksiyon yapıldığında ve özellikle serbest eczacı ve eczane dengesi göz önüne alındığında açılan fakülte sayısı ve verilen mezun sayısı çok fazla. Yıllık ortalama 800 civarında mezun vermemiz gerekirken, şu anda 3 binden fazla mezun veriyoruz. Eczacılık yasasındaki yeni düzenlemeye göre, artık ülkemizde her 3 bin 500 kişiye bir eczane açılmasına dair bir kural getirildi. Bu da artık eczane açılabilecek yer sayısının çok kısıtlı olduğu anlamına geliyor. Dolayısıyla bu istihdam sorununu da beraberinde getiriyor. Diğer yandan ilacın uzmanı olan eczacılar, şimdiye kadar pek rağbet etmediklerinden ilaç endüstrisinde çalışan eczacı sayısı çok düşük. Şu anda ilaç endüstrisinde çalışan eczacı oranı yüzde 3’lerde. Bu nedenle mezunlarımızı artık daha çok sayıda ve yetkin olmaları gereken endüstri eczacılığına yönlendirmeye çalışıyoruz. Talep de o yönde hızla artıyor. Ayrıca kamu eczacılığı ve hastane eczacılığı, hatta kozmetik sektörü de eczacıya ihtiyaç duyan istihdam alanlarımız olarak mevcut.

Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesine YÖK tarafından verilen yıllık kontenjan 110. Ancak yatay geçiş ve ek-madde 1 gibi kanallarla da gelen öğrenciyi göz önüne alırsak, yıllık kontenjanımız 130’u dahi geçebiliyor. Araştırma üniversitesi olmamız hasebiyle biz lisans kontenjanlarının düşürülmesinin bir gereklilik olduğunu düşünüyoruz. Ancak fiziki mekan şartlarını yerine getiremeyen, laboratuvar imkanı sağlamayan, eczacı kökenli öğretim üyelerinin bulunmadığı özellikle yeni açılan eczacılık fakültelerinin daha fazla açılmaması lazım. Çocuklarımızın en temel eczacılık laboratuvarını yapamadan, tablet, kapsül, vs göremeden, şurup hazırlayamadan, eczacı kökenli hocalardan ders alamadan mezun olmamaları için daha fazla eczacılık fakültesi açılmaması Eczacılık Fakülteleri Dekanlar Konseyi olarak çok uzun süredir en büyük uğraşımız ve temennimizdir.